Ahmet Yağlıcıoğlu ve E-İhracat Hakkındaki Görüşleri

E-ihracat, Türkiye’de yaptığınız bir ticaret operasyonunun aynısını yurt dışında yaptığınız bir versiyondur. Aslında sınır ötesi ticaret anlamına geliyor. Sınır ötesi ticaretin birkaç tane önemli noktası var. Yaptığınız e-ticaret operasyonunu kendi siteniz ya da online pazar yerleri üzerinden Türkiye’nin dışındaki herhangi bir yerde bu operasyonu kurabilir ve oradan aldığınız siparişleri tek tek göndererek e-ihracat yapabilirsiniz. Sınır ötesi e-ticaret kapsamında yaptığınız ya da satın aldığınız ürünlerin yurt dışında potansiyelini uygun gördüğünüz web sitesinden veya pazar yerinden satacağınız ülkenin içinde bulunduğu bir depoya gönderebilirsiniz ve o depo üzerinden gelen siparişleri belli bir otomasyon, entegratör kullanarak siparişleri son müşteriye gönderebilirsiniz.

E-ihracatın dikkat edilmesi gereken konularından biri de, buradaki uygun maliyetli kargo, lojistik, gümrükleme, depolama konusudur. Eğer kendi ülkenizden, özellikle Türkiye’den yaptığınızı düşünürsek; yurtdışına gönderimli mikro ihracat şeklinde tek tek gönderiyorsak, kargo buradaki en büyük soru işareti. Hem kargo maliyetinin ürüne yansıması hem de kargonun zamanında gitmesi. Bunu sınır ötesi anlamında yurt dışındaki bir depoya gönderdiğinizde deponun fullfilment maliyetleri de çok iyi hesaplanmalı ve bunların hepsini de ürün maliyetine mutlaka yedirmeliyiz ki gün sonunda zarar etmeyelim. E-ihracat çok önemli ve potansiyeli çok yüksek bir alan. Ülkemizin hızla hem Avrupa hem Amerika’da merkezi bir güç olarak ve üretim gücü olarak kendini gösterdiği bir alan. E-ihracat bu alanda çok önemli, mutlaka başlayalım.

Mikro İhracatın Kuralları Nedir?

Mikro ihracatı önce kısaca tanımlamak gerekir. Mikro ihracat, 300 kilogram veya 15 bin Euro’nun altındaki bir mali değeri veya bir hacimdeki/ kilodaki değere sahip ürünün, Türkiye’den yurt dışındaki herhangi bir yere göndermektir. Bu son yıllarda Türkiye’nin yurt dışındaki E-ihracat ve ihracat kapasitesini geliştirmek amacıyla yasal mevzuat haline gelmiş ve buradaki ihracatçılarımızı, üreticilerimizi desteklemek amacıyla ortaya çıkartılmış bir mevzuat, bir yapıdır. Sadece Türkiye’den yurt dışına çıkışlarda geçerli bir konudur.

Mikro ihracatı üreticiler veya şirketler kendileri yapamıyor. Bu değerlere sahip malın gönderimini sadece mikro ihracat kapsamında gerekli yetki belgesini almış lojistik şirketleri yapıyor. Bildiğimiz bütün büyük lojistik şirketleri ve bunun dışında da karayolu, havayolu, denizyolu ile yapılan her türlü gönderimde bu yetki belgesine sahip şirketler mikro ihracat yapabilmektedir. Mikro ihracat gıda konseptine, gıdanın içine girmiyor.

Gıda kategorisi dışında kalıyor. Çünkü gıdanın kendine özgü farklı sertifika ve gönderim ile ilgili sınırlamaları olduğu için, gıda dışındaki tüm ürünlerinizi mikro ihracat kapsamında gönderebilirsiniz. Bu, Avrupa’ya göndereceğiniz veya sattığınız 10-20 dolarlık bir ürün de olabilir; yurt dışındaki bir depoya da göndereceğiniz 300 kilogram ve 15 Euro değer altındaki herhangi bir ürünün çıktısı da olabilir. Bunun için mikro ihracat anlamında çalışacağınız lojistik firmasıyla anlaşıyorsunuz. O gerekli tüm konşimento ve gönderi belgelerini hazırlıyor ve bir gümrükçüye ihtiyacınız kalmıyor mikro ihracat yaparsanız.

Web Sitesinden mi Satışa Başlamalı Yoksa Pazaryerlerinden mi?

Aslında bunun doğrusu ya da yanlışı yok. Markanız için nasıl bir strateji izliyorsanız sizin kararlarınıza kalmış bir konu. Artıları ve eksileri her taraf için de var. Kendi web sitenizden satış yapabilirsiniz. Fakat bunun için çok iyi bir altyapıya sahip olmak; özellikle farklı dil ve para birimlerini barındıran bir E-ihracat altyapısına sahip olmak gerekiyor. Fakat bu web sitesini düşündüğünüz zaman dünyada milyonlarca domain var ve yüzbinlerce E-ticaret sitesi var satış yapmak üzere. Belirli kaynaklara sahip reklam platformları üzerinden müşterilerine ulaşmak istiyorlar. Web sitesinden yaptığınızda reklam maliyetiniz artıyor olacak çünkü bu kadar büyük bir kapsamdaki kitleye markanızı – domaininizi göstermeniz gerek.

Pazar yerinden yaptığınızda ise -ben pazar yerlerini AVM gibi konumlandırıyorum genelde- hali hazırda müşterinin ayağının gittiği ve müşteri potansiyelinin olduğu bir mağaza açmaya benzetiyorum. Çok avantajı var. Hazır bir müşteri, o platformdan geçen bir insan kalabalığı, bir platform, Amazon, eBay, Etsy, Walmart gibi aklınıza gelebilecek farklı platformlar olabilir. Zaten bu platformlar, kendi mağazalarına, kendi platformlarına trafik çekmek için ciddi reklam maliyetleri yapıyorlar sizin adınıza. Fakat burada da eksi tarafı, yüzde 15’ten başlayan, bazen yüzde 20’lere çıkan komisyon bedellerine maruz kalıyorsunuz. O yüzden artısını, eksisini, maliyetlerini düşünerek ikisinden birine kendiniz karar vermelisiniz.

Potansiyeli Yüksek Online Pazaryerleri Hangileridir?

Dünyada çok büyük potansiyele sahip ve büyük kitlelere ulaşmış birçok pazar yeri var. Bunlardan aklımıza gelen en büyüklerden biri, Amerika’da doğmuş Amazon; diğer tarafta Çin’de doğmuş Alibaba grubu var. Alibaba grubunun altında AliExpress başta olmak üzere birçok farklı platformlar mevcut. Bir anlamda Amazon da kendi ismiyle dünyanın birçok ülkesinde yer alıyor. Bir günde milyonlardan fazla site ziyareti alıyorlar. Fakat bunların dışında aslında lokalde de kendi bölgelerinde yükselme trendinde olan birçok pazaryeri mevcut. Etsy, yine Amerika’da çok büyük bir potansiyele sahip. Handmade (el yapımı) ürünlerin satıldığı pazar yeri. Walmart, Amerika’da son yıllarda özellikle gıda perakendeciliğinden sonra online sisteme girmiş bir pazar yeri. Almanya’da Zalando tamamen fashion, hazır giyim ve aksesuar tarafında güçlü olan bir pazar yeri. Ebay derseniz, biraz daha otomotivin ya da ikinci el malzemelerin güçlü olduğu bir pazar yeri. Rusya’da Wildberries, Ozon gibi çok güçlü pazar yerlerinden iki tanesi. Fakat baktığımızda her birinin güçlü olduğu bir kategori var. O yüzden hangi kategoride yer alıyorsanız öncelikle bu kategorinin güçlü olduğu uygun kategoriyi bulmalısınız.

Hangi Pazaryerine Girmeliyim?

Bulunduğunuz kategoride sizi doğru müşteri kitlesine ulaştıracak bir pazaryeri ile çalışmanız gerekiyor. Fakat bunun öncesinde hangi ülkenin sizin sahip olduğunuz ürünü satın aldığını ve özellikle Türkiye’nin bu konuda üretici, üretim gücü, işçilik maliyeti anlamında iyi olduğunu değerlendirip hangi ülkeye girmeniz gerektiğini bulmanız gerekiyor. Şu anda Amazon dediğimiz dünyada, 20’ye yakın ülkede amazon.com mevcut kendi ülke domainlerinde. Fakat Amerika’da mı girmek gerekiyor; Almanya’da mı başlamak gerekiyor; İngiltere’de mi başlamak gerekiyor? Önce kendi pazaryerinize uygun, kendi kategorinize uygun pazaryerini seçmek ve özellikle de ülkeyi belirlemek gerekiyor.

Ülkeyi belirledikten sonra, pazaryerini de seçtikten sonra bazı mevzuatlara dikkat etmek gerekiyor. Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ya da yeni dönemde Brexit sonrasında İngiltere ile yaptığı ticaret ve gümrük anlaşmaları ile beraber hangi avantajlara sahip olduğuna bakmak gerekir. Bunun yanı sıra eğer mikro ihracat kapsamında sipariş başına gönderim yapıyorsanız Temmuz 2021’den itibaren AB ülkelerinde bu limit sıfıra düşmüş durumda. Fakat Rusya’ya yapacağınız bir ihracat modelinde 200 dolara kadar herhangi bir vergi ödemiyorsunuz. Amerika’ya yaptığınızda farklı üst limitler var. Bu sebeple hem pazarın potansiyelini hem ülkeyi hem gümrük ve yasal mevzuatları ve potansiyeli değerlendirerek doğru doğru pazaryerini kendi ihtiyacınıza göre bulmanız gerekiyor.

Yurt Dışında Ürün Depolamanın Avantajları ve Dezavantajları

E-ticaret geldiğimiz noktada bildiğiniz gibi insanların tamamen tüketim alışkanlığının hızlanması ve tedarik noktasında lojistiğin buna ayak uydurması ile beraber “last mile” dediğimiz noktada. Tüketicinin sipariş verdikten sonra çok hızlı bir şekilde ürününü eline getirmesi veya iş yerinde ofisine getirmesi ile ilgili bir süreci kapsıyor. Bu anlamda müşteri için gerçekten de şu dönemde e-ticaretten aldığının yarın elinde olması çok önemli. Hatta biliyorsunuz bu süreler daha da kısaldı saatler ve dakikalara indi.

Walmart belirli bölgelerde drone ile 30 dakikaya; Amazon aynı şekilde bir saat içinde ya da 30 dakika içinde geniş bölgelerde, başta Amerika olmak üzere evinize drone ile siparişinizi getiriyor. Bu yüzden hız aslında depolamanın da en önemli konusu. Depolamayı yaptığınızda siz de kendi alışverişlerinizi düşündüğünüzde Türkiye’de olan bir ürünü mü daha kısa sürede teslim almak istersiniz yoksa yurt dışından daha uzun sürede gelecek olan ürünü mü? Bu yüzden girmek istediğiniz pazaryerin, seçtiğinizde yaptığınız depolama şekli ile aynı gün teslimat veya maksimum 3 gün içerisinde teslimat yapmak çok hızlı bir şeydir. Müşteriye ulaşabilmek sizi ciddi anlamda rakiplerinizin önüne geçirir.