AMAZON’DA SATIŞ YAPMAK

AMAZON’DA SATIŞ YAPMAK

 

Ahmet Yağcıoğlu: Amazon’un içerisinde birçok satış modeli var. Online Arbitrage, offline arbitrage, retail arbitrage, Amazon FBA (Private Label İş Modeli) dediğimiz birçok farklı model var. Amazon bireysel girişimcilere de büyük fırsatlar sağlıyor. Fakat “ben online’da büyük uluslararası bir marka olmak istiyorum” dediğinizde de size ciddi kapılar açılıyor. Private level dediğimiz kendi markanızla farklı üreticilere, fason üretim yaptırıp kendi markanızla da satış yaptığınızda size birçok kapı açıyor. Bunun için bütçeden ziyade nerede ne kadar rol almak istediğinizle alakalı. Önceliğinizin belirlenmiş olması gerekiyor Amerika mı yoksa Avrupa mı gibi soruları yanıtlandırmak lazım.Ek olarak hangi ülkeden satış yapıyorsanız onu da araştırmanız lazım. Türkiye’deki bir satıcı iseniz Avrupa ile olan Gümrük Birliği Anlaşması; İngiltere ile yapılmış olan Serbest Ticaret Anlaşması; Amerika ile olan direk ticaret ve belli limit altındaki KDV’siz gönderim, gümrüksüz gönderim avantajlarını bildikten sonra karlı olup olmadığını anlayabilirsiniz. Bundan sonra ne kadar ayakta kalabilirsiniz kısmını karlılığınıza göre bakmanız lazım. Şöyle söyleyebilirim; 2000₺, 3000₺ gibi rakamlarla Amazon dünyasında uzun vadeli yer almanın çok karlı bir operasyon olduğunu düşünmüyorum. Amazon’u ben şöyle düşünüyorum: Türkiye’nin en büyük AVM’lerinden birinde bir mağaza açmışsınız, girdiğinizde kira bedeli ödüyorsunuz, satış elemanı bedeli ödüyorsunuz, oradaki giderlere ortak oluyorsunuz. Çok iyi bir caddede mağaza açtığınızda da müşteri trafiği için reklam harcamaları ve ürün yatırımı yapmanız gerekiyor. Orada tutundukça bölgesel ve ulusal markalaşmaya gidiyorsunuz. Bu tarz örneklerin global ve online versiyonu Amazon. Bu yüzden Amazon’a girildiğinde bu işin ciddi sürdürülebilir ve uzun vadeli yapılması gerektiğine inanıyorum.

 

İrem Nur Akgün: Ben biraz da şuna değinmek istiyorum Ahmet Bey. Pandemiden sonra E-Ticaret ve E-İhracat baya yaygınlaştı diyebiliriz. İnsanlar yavaş yavaş yurtdışında bir pazar yerine, özellikle de bütün işlerini yapabilme hizmeti sunan bir pazar yeri olan Amazon’a kaysa da riskli geliyor insanlara. Bu noktada Amazon’a güvenmeli miyiz? Bunun bazı riskleri olabiliyor mu yoksa? 

 

Ahmet Yağcıoğlu: Güzel bir soru. Aslında dediğiniz gibi E-Ticaret 2019’dan sonra çok fazla arttı ve ciddi bir büyüme gösterdi. Olmaz dediğimiz birçok kategoride hacim artışları sağlandı. Beyaz eşya gibi dokunarak alalım görerek alalım denilen kategoriler ya da market alışverişleri gibi sektörlerde artış yaşandı. Zaten Türkiye market alışverişinde bunun önderliğini yapıyor globalde birçok markamız. Burada gerçekten Türkiye’nin ve Türkiye’de yaşayan insanların bu anlamda teknolojiye adaptasyonu çok yüksek. Satıcı sayısı da çok fazla arttı, kullanıcı sayısında da ciddi artış yaşandı. Bu aslında bütün dünyada, özellikle Avrupa, İngiltere, Amerika ve bazı Uzakdoğu ülkelerinde, internet kullanımının yaygınlığı nedeniyle fazlaydı ve biz de bu seviyeye çıkmış olduk Türkiye’de. Hacim ve potansiyel çok büyüyünce E-Ticarete girişler arttı yurtiçinde. Fakat bir yandan da kur farkından ve dünyanın diğer ülkelerinde potansiyelin daha yüksek olmasından dolayı, nüfus olarak ve mobilden harcanan cüzdan payı anlamında, markalar gözünü yurtdışına dikti ve E-İhracat tarafı gündeme geldi. E-İhracat yapmaya başladığınızda da bunun birkaç tane yolu var. Kendi web sitenizden de yapabilirsiniz ya da bir pazaryeri üzerinden de yapabilirsiniz. Amazon bu anlamda emin olun gerçekten de sizin kendi deponuzda sakladığınızdan daha kaliteli ve güvenli bir hizmet veriyor. Ayrıca sizin belki de 2-3-5 yıl dolaşabileceğiniz müşteri hacmine aslında 6-8 ayda ulaşabiliyorsunuz. Bizim kendi çalıştığımız danışanlarımız ve markalarımız arasında bu örnekleri görüyoruz. Örnek veriyorum bir markamız sadece Amazon’a özel -Türkiye’de biliyorsunuz fındık güzel bir ürünümüz- bir fındık kreması markası yarattık. Fıstık kreması ülkesi olan Amerika’da sürdürülebilir krema kategorisinde yaklaşık dördüncü ayda sıfırdan yarattığımız bu fındık kremasıyla Amazon Choice olduk, yani Amazon’un seçim ürünü olduk. Başka bir örnek de gülsuyu bazlı bir cilt toniğimiz vardı. Bu da tamamen Amazon’a özel bir marka üretti. Bunları sadece Amazon İngiltere’deki müşterilere ilettik, o da kendi kategorisinde bestseller oldu beşinci ayda. Bunlar gerçekten çok kısa süreler, marka ismi yok ama bir anda Amazonda bestseller oluyorsunuz. Bu fırsatı Amazon size veriyor, sunduğu hizmetler ve gerekli altyapı ile.ve kendi müşterisindeki güvenden dolayı sizin uzun sürede alabileceğiniz yolu kısa sürede kat etmenizi sağlıyor.

 

İrem Nur Akgün: Ahmet Bey bildiğiniz gibi Amazon ile ilgili internette çok fazla bilgi kirliliği var. Bunun önüne geçebilmek için ne yapmak gerekir? Sizin biraz önce bahsettiğiniz başarı hikayelerini ben istiyorum ki bütün girişimcilerimiz yaşasın. Ama insanların bilgiye erişimi de çok kolay değil. Bu tip içeriklere çok fazla para yatırıyorlar, ne yapmaları lazım? Bunun önüne nasıl geçebiliriz sizce?

 

Ahmet Yağcıoğlu: Maalesef yaratılan bilginin yayılma hızından dolayı ve bir de iddialı yüksek rakamlardan dolayı insanlar bu vaatlere inanabiliyorlar. Ama öncelikle çok iyi araştırmak gerek. Özellikle çalışmak istediği danışman şirketlerden referanslarını sorgulayabilir, daha önceki yaptığı işleri ve yönettiği Amazon sayfalarını kontrol edebilirler. Aslında şu an o kadar çok kaynak var ki… Amazon’un kendisinin bile bir online üniversitesi var. O kaynaklardan bile başlasalar gerçekten çok fazla şey görecekler. Bu işe sabırla zaman ayırmak gerekiyor. Çok kısa sürede yapılacak ve başarı getirecek bir iş olduğuna inanmıyorum.