Ziya Kızıltan ve Konuşan Yazılımlar Röportajı

Türkiye’nin en yenilikçi iş konsepti Oniki, 20 Haziran’da Zorlu Performans Sanatları’nda başladı. Yapay zeka destekli ve B2B eşleşme sağlayan hibrit event teknolojisi sayesinde iş dünyasından katılımcıları maksimum verim alabilecekleri ve yeni ortaklıklar geliştirebilecekleri en doğru 12 kişi ile bir araya getiren bu etkinlik konseptinde imzası bulunan Ziya Kızıltan, endustriradyo.com’un “Konuşan Yazılımlar” programında Edibe Yuca Gider’in konuğu oldu. 

Ziya Kızıltan ile Yapılan O Röportaj

Edibe Yuca Gider: Sizlere müthiş bir etkinlikten bahsedeceğim. 20 Haziran’da katıldığım en verimli, zaman yönetimi konusunda müthiş değerler ürettiğimiz bir etkinlikten bahsedeceğim. Sadece bir etkinlik değil, konferanslar, networkingler, çeşitli çalışmaları da içinde barındıran yeni nesil bir etkinlik deneyimi yaşadık. Sizleri de Oniki.net’in çalışmalarından haberdar etmek istedik. Konuğumu sizlere takdim etmek istiyorum: Ziya Kızıltan. Hoşgeldiniz Ziya Bey. Ziya Kızıltan kendi hikayesini kendi cümleleri ile nasıl anlatır? Giriş konumuz bu olsun, daha sonra Oniki.net’e geçelim olur mu?

Ziya Kızıltan: Çok teşekkürler, kısaca kendimden bahsedeyim öyleyse. Yaklaşık 12 senedir E-ticaret sektöründe farklı farklı projelerde çalışma şansım oldu. Şu anda E-ticaretin toplam perakende içerisindeki payı yüzde 18-19’lar civarında. 12 yıl önce bu pay yüzde yarımlar bile değildi, yani 40 kat küçük bir pazardan bahsediyoruz. 40 kat büyümüş bu 12 yıl içerisinde. O yıllarda konferanslarda 100 kişilik bir salonda “aramızda E-ticaret üzerinden online alışveriş yapan var mı?” dediğimizde salonda birkaç kişi korkarak el kaldırıyordu. Geriye kalanlar da durumu garipsiyorlardı. Yani ben e-ticaretin payının pazarda çok küçük olduğu tarihlerde çalışmaya başladım.

Benim de ortağı olduğum bir girişim vardı İncir.com adında. O tarihlerde de e-ticaretin önündeki engellerden biri güven problemiydi. Güven problemini çözen bir iş modelimiz vardı. Yaklaşık dört yıl boyunca Türkiye’nin dört bir tarafında 40 binin üzerinde e-ticaret girişimcileri yetiştirdik o projede. Sonrasında Hepsiburada’da çalışma şansım oldu üç yıl, pazaryeri modeli yeni devreye alınmıştı. Burada da Türkiye’deki esnaflara, KOBİ’lere, işletmelere, üreticilere dokunduk. Onların ürünlerini hepsiburada üzerinden satilabilmesine vesile olduk yaptığımız eğitim, etkinlik ve konferanslarla. Bir de sektörün en önemli e-ticaret işletmecileri derneğinde (ETİD) genel koordinatör olarak göreve başladım.

Pandeminin hemen öncesinde hepsiburada’daki görevimden ayrıldım ama son beş yıldır ETİD’de genel koordinatörlük görevini yürütüyorum. Bir yandan birçok markanın, kobinin dijital dönüşümüne e-ticaret ve e-ihracat süreçlerine başlamalarına destek oldum. Sizinle de bir arada olduğumuz, pandeminin meyvesi diyebileceğimiz Valorem Team adında bir danışmanlık platformu inşaa ettik. Bu da çok yenilikçi bir iş modeli. Türkiye’deki girişimcilerin üretmiş olduğu SaaS modelli yazılım çözümlerini önce Türkiye’ye sonra globale ulaştırmak amacıyla. Orası da çok güzel gidiyor, büyüyor ve ilerliyor. Tabi pandemi hayatımızda birçok şeyi değiştirince benim de sektörde uzun yıllardır çalışırken katıldığım etkinlikler, seminerler, kongreler, konferanslar da değişti ve dönüştü. Geçmişteki tecrübeleri de bir araya getirdiğimde bu dönüşüme ayak uydurmak etkinlik endüstrisi içerisinde nasıl daha verimli ve keyifli etkinlikler yaparız diye düşündük son bir yıldır. Oradaki takımla güzel bir çalışmaya başladık diyebilirim.

Edibe Yuca Gider: Enerjinize hayranım, insanların hayatına dokunan projelerde mutlaka Ziya Kızıltan imzası görebiliyoruz. Peki Ziya Bey, 12dakika diye bir platformunuz vardı pandemi döneminde ben oraya da katılmıştım. İnanılmaz verimli geçmişti, bir gün boyunca inanılmaz kontaklar ve iş birliği bağlantıları yapmıştık. Yurt dışından arkadaşlarla yerli yazılımları tanıştırmıştık. 12dakika’dan ilham alarak ben Oniki.net’i kurduğunuzu biliyorum. İş dünyasında konferanslara gitmek gerekiyor. Peki burada neyi eksik gördünüz ve Oniki sizin hayaliniz oldu?

Ziya Kızıltan: Konferanslarda gördüğüm problemler kendi yaşadığım problemlerdi aslında. Bu tarz iş konferanslarında ya konuşmacı oldum ya eğitmen oldum, bazen çalıştığım firmalar adına sponsor ve hatta organizatör bile oldum. İstediğim verimlilikte etkinlik bulamayınca organize eden tarafta yer almaya başladım. Masanın her tarafında olunca aksayan tüm noktaları görebiliyorsunuz. Benim amacım hem katılımcıların hem sponsor firmaların yaşadığı problemleri çözebilmekti. Genelde karşıma çıkan problemler şunlar oldu: 

  1. Türkiye’de farklı şehirlerde katıldığınız etkinliklere gitmeden önce sponsorlarla yaptığınız etkinliklerde 500-1000 kişilik katılımcı olacağı söyleniyor. Fakat çoğu zaman doğru bir marketing stratejisi olmadığından hedeflenen sayıya ulaşılamıyor. 
  2. Siz KOBİ’lere ulaşmak maksadıyla katılmışsınız bir konferansa marka olarak. Fakat bir bakıyorsunuz KOBİ’ler yok küçük esnaf var. Ya da sanayicilere ulaşmak için katılmışsınız, bir bakıyorsunuz öğrencilerle dolu. Bu gibi yanlış hedef kitle sorununun yaşandığı etkinliklere katıldım. 
  3. Problemlerden biri de bu etkinliklere katılımcı sayılarını arttırmak için bürokrasi ve internet fenomenleri de açılış konuşması yapmak üzere davet edilirler. Keynote Speech’lere olan ilgiden dolayı salon dolar ilk etapta. Bu kişiler etkinliklerden ayrıldıktan sonra insanlar konferanstan ayrılmaya ve salonlar yavaş yavaş boşalmaya başlar. Eminim siz de yaşamışsınızdır, 500 kişi başlayan konferansta salonda 50-100 kişi kalmıştır. Bunun tabii, birçok nedeni var açılış konuşmalarından kaynaklı. Hem de bu etkinliklere katılan firmalar kendi ürün ve hizmetlerini daha fazla anlatabilmek adına pazarlama içerikli sunumlar yapıyorlar daha fazla müşteri ve iş ortağı kazanmak için. İnsanlar da bir müddet sonra sıkılıyorlar. Çoğu kişi için katılım amacı aslında sektörün, pazarın en doğru fırsatlarını öğrenebilmek iken insanlar birden markaların pazarlama sunumlarını dinler hale geliyor. Dolayısıyla insanlar bundan sıkıldıkları için dışarı çıkıp diğerleriyle tanışmak ve networking yapmak istiyorlar. Burada da şöyle bir sorun var ki ben dahil çoğu Türk insanları networking yapmayı çok iyi bilmiyor. Yüzlerce konferansa katılmışımdır, tanımadığım bir insana merhaba demeden önce sohbet açarken ben hala zorlanıyorum. Hele bu kişi karşı cins ise, bir kadınsa acaba yanlış anlar mı diye bir düşünce oluşmaya başlıyor. Dolayısıyla doğru bir şekilde networking yapmayı bilmediğimiz için senaryo farklı gelişiyor. Çayımızı kahvemizi alıp tanıdığımız insanların yanına gidiyoruz ve yeni insanlarla tanışma fırsatını da ıskalamış oluyoruz. Bir müddet sonra birbirini tanıyan insanların sohbet ettiği bir ortama dönüşmeye başlıyor böylelikle. Hasbelkader tanıdığımız bağlantıların yanında birileri varsa onlarla tanışıyoruz ve ayrılıyoruz. Tanıştığımız kişiler de iş geliştirme için ne kadar doğru insanlar bizler için bilmiyoruz tabii.

Bu sebeplerden dolayı 500 kişilik katıldığımız konferanslarda aslında doğru iş ortaklarıyla tanışma fırsatını yakalayamıyoruz. En büyük problem bu aslında, kişisel olarak ve temsil ettiğimiz firmalar adına doğru bağlantılarımızı bulamamak. Biz Oniki olarak bu problemi çözüyoruz. Sizin katılmış olduğunuz etkinlikte, size ve işinize maksimum verimi sağlayacak en doğru insanları yapay zeka destekli B2B matchmaking yapan bir hibrit event teknolojisi geliştirdik arka tarafta. YTÜ Teknoparkta bir Ar-Ge projesi olarak geliştirdik. Bunu kullanarak sizi doğru insanlarla eşleştiriyoruz konferansların içerisinde. Ayrıca sadece fizikselde değil, online’da da yapabiliyoruz.

20 Haziran’da e-ticaret ve e-ihracat dikeyinde yaptığımız etkinlikte yaklaşık 450 kişi vardı. E-ticaret ve e-ihracat alanında çözüm üreten ve çözüm arayan KOBİ’leri bir araya getirmiştik. Online ortamda da 400 kişi vardı yaklaşık. Yani hem fiziksel etkinlikteki kişileri kendi aralarında online’a katılanları kendi aralarında tanıştırabileceğimiz bir model kurguladık aslında. Çözdüğümüz en büyük problemlerden biri kişilere ve firmalara zaman kazandırmak. Belki de sizin etkinlikte tanışacağınız en doğru 12 insanla tanışmak için uzun zaman ve para harcamanız gerekecekti. Biz hepsini bir günde doğru bir planlama ile sağlamış oluyoruz sizlere. İş hayatındaki önemli problemlerden birini çözmeye odaklandık diyebilirim.

Edibe Yuca Gider: Geliştirdiğiniz bu yapay zeka teknolojisi sadece konferans ve etkinliklerde mi kullanılacak yoksa başka projeleriniz de var mı?

Ziya Kızıltan: Aslında konferanslarda benim yaşadığım problem verimsizlikti, biz bunu çözmeye odaklandık. Fakat bunu çözerken şunu fark ettik ki biz aslında iş dünyasının en büyük sorunlardan birini çözüyoruz; doğru insanları ve doğru firmaları bir araya getiren bir platform oluşturuyoruz. Önümüzdeki altı ay, bir sene boyunca bu etkinlikleri verimli hale getirmeye çalışırken geliştireceğimiz teknoloji ile birlikte iş insanlarını ve firmaları doğru bir şekilde eşleştiren bir platforma dönüştürmeyi planlıyoruz. Bunu SaaS modelli bir ürün haline getirip sadece Türkiye’de değil, globalde de doğru kullanım alanlarına ve doğru pazarlara açabilmek. Hayallerimizden bir tanesi de bu.

Edibe Yuca Gider: Şöyle anlıyorum; ben bir mali müşavirsem ve uzmanlık alanım KDV iadesiyse siz bunu yapan inşaat şirketleriyle beni bir araya getiriyorsunuz. Yani biz bir komferansa katılmasak bile, kendi firmamız o SaaS ürünü aldığında benim firmam o hedef kitlesine göre bizi iş dünyasından kişilerle tanıştıracak. Doğru mu anlıyorum?

Ziya Kızıltan: Evet, kesinlikle hedef bu. Bunu nasıl yapacağız? Çünkü bunu yaparken arka tarafta ciddi bir dataya ihtiyaç var. Yapay zeka dediğimiz yazılımlar da aslında kendiliğinden öğrenmiyor. Öncelikle onu doğru beslemeniz gerekiyor. Bizim de bu yapay zekayı besleyeceğimiz nokta bu konferanslar olacak. Bu konferanslara katılan kişilerin verileri, onların geri bildirimleri olacak. Bu şekilde beslenecek bizim yapay zekamız. Peki bunu nasıl yapacağız kısaca bundan bahsedelim. Ben yaklaşık on yıldır e-ticaret e-ihracat dikeyinde çalıştığım için ilk etkinliğimizi bu alanda hayata geçirdik 20 Haziran’da. Fakat sadece bu dikeyde değil, farklı dikeylerde de ilerleyeceğiz. Konseptleri planlamaya başladık bile.

En çok talep edilen dikeylerden biri Fintech; diğeri blockchain ve metaverse ile alakalı. Daha sonra sadece iş insanlarının tanıştığı networking eventleriyle ilgili bir talep var. Bu dikeylerde de farklı konseptler düzenliyor olacağız. Önemli olan nokta hangi endüstri olursa olsun çözüm üreten firmalar ve çözüm arayan firmaların olduğunu biliyor olmamız. Hangi endüstri olursa olsun bunları doğru ve verimli bir şekilde bir araya getirmek bizim maksadımız. E-ticaret ve e-ihracat etkinliğimizde de bunu yaptık aslında. Yaklaşık 25 tane kendi alanında uzman sponsor firmamız vardı ve onların çalışanları vardı. Firmaların sponsor olmalarına gerek olmadan da e-ticaret alanında çözüm üreten firmaların çalışanları da katıldı etkinliğe. Fiziksel tarafta 400 kişilik bir sınır vardı.

Bu etkinliğe katılımın en önemli kriterlerinden biri Oniki.net platformu üzerinden hazırladığımız soru setine cevap vermelerini istemek oldu katılımcılardan etkinlik biletlerini almadan önce. Katılımcıların cevapladıkları bu sorularla onların nelere sahip olduğunu, hangi boyutta bir firma olduğunu ve nelere ihtiyaç duyduğunu öğrenmiş oldu bizim arka taraftaki algoritmalarımız. Her bir soruya verdiği cevapla kişiler ya da firmalar etiket kazandılar algoritmaları çalıştırırken. Sonrasında da bu etiketlerin eşleşme puanlarını dizayn ettik, öncesinde biz öğrettik algoritmalara. Soruların nasıl eşleşmesi gerektiğine karar verip buna göre bir puanlama mekanizması oluşturduk. Şirketlere de bu sorulara ne kadar doğru cevaplar verirseniz etkinlikte de sizi o kadar doğru markalarla tanıştırabiliriz dedik. Fizikselde limitimiz 400 kişiydi ama üzerine çıkarak 450 kişi ağırladık. Bu kişi sayısının yarısının e-ticaret alanında çözüm üreten firmaların çalışanlarından olmasına dikkat ettik.

Diğer yarısının da bu çözümleri kullanabilecek işletmeler ve KOBİ’lerden olmasına gayret ettik. Bu da çözüm üreten ve çözüm arayanların eşleştirilmesinin maksimum verime ulaşması için yararlı oldu. Bu hiçbir etkinlikte kurulamayan bir denge aslında. Yani aslında sorduğumuz soru setleriyle katılımcı dengesini koruduk ve maksimum verim sağlamaya odaklandık. En büyük farklarımızdan biri de TedTalks’lar ile B2B etkinliklerinin karışımı gibi bir kurgu çıkartmış olmamızdı. Katılımcıların daha önce hiç yaşamadığı deneyimleri yaşatmak ve verimliliği sunmaktı amacımız. Üç açılış konuşmamız üç dakika ile sınırlıydı. Yani uzun ve sıkıcı açılış konuşmaları yoktu. Yine sponsor firmalarımızın sunumlarında da bir zaman sınırlaması vardı ve led ekranlara da bu yansıtıldı.

Dinleyiciler ve konuşmacılar da bu konuşmaların ne zaman biteceğini biliyorlardı. Firmalar o süre içerisinde en doğru güncel ve faydalı içerikleri aktarmaya çalıştılar katılımcılara. İlk bölümdeki sunumlar on iki dakikaydı, ikinci bölümdeki sunumlar sekiz dakikaydı. Sponsor firmalarımızdan da o on iki dakika içerisinde sürekli kendi markalarını anlatmamalarını, uzman oldukları sektörleri, pazarları ve buralardaki fırsatları ve tehditleri anlatmalarını da rica ettik. Çünkü konsept gereği birebirde firmaları en doğru iş ortakları ile zaten tanıştırma hedefindeydik. Yani sponsor firmalara sunduğumuz on iki dakikanın TedTalks konuşması tadında olmasını ve insanların konuşmayıcı dinlediğinde marka dışında sektörle ilgili bilgiler edinebilmesini istedik. Yani sponsorlarımız konuşmalarının yarısında konuşmacılarımıza sektörle ilgili bilgiler sağlayıp değer katan konuşmalar yaptı. Diğer yarısında da kendi ürün ve hizmetlerini anlattılar. Burada çözdüğümüz başka bir problem de işi sıkıcılıktan sıyırıp güzel bir oyunlaştırma konsepti sunduk tüm katılımcılara.

Bütün etkinlik boyunca katılımcıların kullandığı telefon uygulaması üzerinden sponsor konuşmacıların konuşmalarını puanlamasını istedik. Uygulama üzerinden iki soru sorduk. Birincisi sponsorların ürün ve hizmetlerini nasıl bulduklarını ve kullanıp kullanmayacakları ile alakalıydı. Bunu yaparken de aslında sponsor firmalara potansiyel müşterilere ulaşabilme imkanı sunmuş olduk. İkinci soru da katılımcıların sponsor firmaları dikkatle dinleyip dinlemediğini ölçüyordu. Doğru cevabı verenler puan kazandılar bizim arka taraftaki oyunlaştırma modülümüzle.

Bütün sunumlarda kazanılan puanlarla etkinliğin sonunda yaklaşık 100 bin lira değerinde toplamda 12 ödül dağıttık en çok puan alan kişilere. Burada da aslında endüstrinin içerisindeki en kritik problemlerden birini çözmüş olduk. Katılımcıların hepsi salonun içerisinde pür dikkat sponsorların yaptıkları sunumları izledi. Kaldı ki sunumlar zaten sıkıcı değil fayda odaklı ve kısa zamanlıydı. Yani gerçekten de daha önce hiçbir konferansta yaşanmamış bir deneyim oldu katılımcılar açısından da sponsorlar açısından da. 450 kişi başlayan etkinlikte 7-8 saat sonra bile 300’ün üstünde kişi ile devam ediyordu ve herkes pür dikkat sunumları izliyordu. Bu da daha önce benim hiç rastlamadığım bir durum oldu.

Edibe Yuca Gider: Evet Ziya Bey, o heyecanı ben de yaşadım gerçekten. Sahnedeki kişiyi pür dikkat dinledim çünkü biliyorsunuz ki bir sonraki adımda oradan sorular gelecek ve oradan puan kazanıp ödül alacaksınız gün sonunda. Gerçekten de, “İş hayatını Oniki’den vurmaya hazır mısınız?” sorunuzu yenilikçi bir sistem inşa ederek desteklemişsiniz. Bence özellikle eşleşme seansları çok keyifliydi. Süre sınırı vardı ve bir heyecanla başlıyorsunuz, her dakikası dolu geçiyor. Orada aslında yetişkinlerin oynadığı oyunlar gibi diyebiliriz. İş hayatında hedefe ulaşmak için yaptığınız bu oyunlaştırma çok keyifliydi gerçekten. Ben orada şunu hissettim, bunu nasıl yakaladınız bilmiyorum… İnsanlar birbirleriyle çok samimi ve sıcaktı, sanki daha önce buluşmuşlar da orada iş görüşmeye gelmişler gibi bir hava vardı. Bu enerjiyi nasıl sağladınız çok merak ediyorum…

Ziya Kızıltan: Gerçekten de öyleydi, bir çok katılımcıdan bu geri bildirimi aldık. Nedeni şuydu aslında. Bizim ortaya koyduğumuz değer önerisini anlayan insanlar katıldı bu etkinliğe ve etkinliğin bir bedeli vardı ücretsiz değildi. Aslında endüstride yaşanan en büyük sorunlardan biri de bu tarz etkinliklerin ücretsiz olması. Ücretsiz olması bir yandan güzel, çünkü herkes erişebiliyor. Fakat bir yandan da kötü, çünkü konuyla ilgisi olmayan insanlar o etkinliğe vakit geçirmek ya da bir şeyler yiyip içip muhabbet etmek için katılıyorlar ve bu aslında sorun oluyor. Bu etkinliğin bir bedelinin olması aslında etkinliğe ilgi alakası olan insanların katılmasına vesile oluyor.

Teknoloji dünyasında söylenen bir söz var: “Kullandığınız ürün ücretsizse dikkat edin ürün siz olabilirsiniz.” Ben bunu konferanslar için dönüştürüp şöyle diyorum: “Katıldığınız konferans, kongre, zirve ücretsizse dikkat edin ürün siz olabilirsiniz.” Çünkü gerçekten de öyle oluyor çoğu zaman. Hem verimsiz geçiyor hem de yapılan organizasyon kalabalık bir resim çıkartmak için dolduruluyor fayda yerine. Bizim işimizin tam merkezinde bu vardı aslında. Bunun katılımcıya ve sponsora faydası üzerine inşa ettiğimiz bir iş modeli oluşturduk. Hem modeli anlamış hem de bedel ödemiş katılımcılar gelince verimli geçti. Böylece kendine ve işine fayda sağlayacak en doğru insanları arayan ve doğru iş birliktelikleri kurmak isteyen insanların katıldığı bir etkinliğe imza atmış olduk.

Edibe Yuca Gider: Evet, size ve ekibe teşekkür ederiz, konferansa çok iyi koçluk ettiniz. Ziya Bey bu eşleşmeler ile ilgili arkada nasıl bir düzen kurguladınız? Biraz onlardan bahsedelim, en keyifli seanslardı onlar.

Ziya Kızıltan: Tüm katılımcıların ilgisini çekecek sponsor sunumları sonrasında sorular sorduk katılımcılara. Sorularla katılımcılar puan kazandı. Sunumlar sonrası tüm katılımcılara uygulama üzerinden etkinliğin içerisinden ona maksimum fayda sağlayacak insanlarla eşleştirip ilgili masalara yönlendirdik. Bu daha önce hiç yapılmamış bir konseptti, bu sebeple hayal etmesi zor. Yaklaşık bin metrekarelik bir salona girdikleri zaman normal sınıf düzeni bir toplantı değil masaların sahneye dik yerleştirildiği ve her masanın bir numarasının olduğu bir düzen gördü katılımcılarımız. Katılımcılardan ilk başta istedikleri masaya oturmalarını istedik. Herkes uygun gördüğü bir masaya oturdu.

Sunumlar bittikten ve puanlamalar yapıldıktan sonra, ilk oturum öncesi tüm katılımcılara uygulama üzerinden onları eşleştirmeyi düşündüğümüz, bizim arka plandaki algoritmalarımızın hesapladığı en doğru 40 kişilik listeyi gönderdik uygulama üzerinden. Sonrasında katılımcılardan bu liste içindeki daha önceden tanıdıkları kişileri uygulama üzerinden seçip bize göndermelerini istedik. Çünkü gün sonunda etkinlikte Edibe Hanım’ın tanıdığı birçok kişi olabilir. Bizim algoritmalarımız bunu bilmiyor tabii.

Edibe hanım tanıdığı kişileri uygulama üzerinden seçerek bunu yapay zekaya bildiriyor. Böylelikle herkesin tanıdığı kişileri öğrenmiş oluyor algoritma. Bundan sonra Edibe Hanım’ın henüz tanımadığı ve ona en çok fayda sağlayabilecek iş ortaklarını sıralayarak gönderdik kendisine. Eşleşme zamanı geldiğinde uygulama üzerinden katılımcılar mesajlar aldılar hangi masaya gitmeleri gerektiğine dair. Herkes gerekli masalara yönlendirildikten sonra 6 dakikalık tanışma seansları başladı. 6 dakika içerisinde iş bağlamak elbette mümkün değil ama en azından karşımızda oturan kişinin neler yaptığına dair fikir edinebiliriz. Katılımcılar bu seanslar esnasında çok güzel geri bildirimlerde bulundular.

Etkinliğin çok güzel gittiğini, en doğru kişilerle tanıştıklarını ve çok güzel işler yapacaklarını söyleyerek aslında enerjiyi yükselttiler. İlk etkinlik esnasında yaşadığımız aksaklıklar olmasına rağmen bu geri bildirimler bizi çok mutlu etti. Şunu biliyoruz ki ilk etkinlikten sonra o eksiklikleri noksanlıkları tamamladıkça ve algoritmamız da öğrendikçe daha verimli bir hale gelecek. Oniki’yi etkinlik endüstrisinin bir Uberi ,bir Airbnb’si olacak şekilde konumlandırıyoruz. Çünkü bütün endüstrilerin bu çözüme ihtiyacı var gerçekten. O tanışma seanslarında 6 dakikanın bitiminde her iki tarafa da uygulama üzerinden 3 soru gönderdik. Öncelikle “az önceki eşleşmeyi puanlar mısınız, sizce nasıl bir eşleşmeydi?” diye sorduk. Bu sorularla yine makine öğrenmesi dediğimiz şey devreye giriyor.

Eşleşmenin puanlamasına göre yapay zeka örneğin Edibe Hanım ve Mehmet Bey’in bir ve iki yıldız verdiği bir görüşme sonrasında bu profilleri bir daha eşleştirmemesi gerektiğini anlıyor. Bu etkinliğe katılıp güzel eşleşmeler yaşamış kişiler bizim bir sonraki etkinliğimize katıldığında daha iyi nokta atışı eşleşmeler yaşayacak. Belki bir yıl sonra, örneğin Edibe Hanım gibi biri platforma üye olup belli soru setlerini cevapladığında hiçbir etkinlik olmasını beklemeden Edibe Hanım’a şunu söyleyebilirim: Edibe Hanım Hollanda’da İsa Bey diye biri var ve size benzer işler yapıyor. Sizin ürettiğiniz belli başlı çözümlere ihtiyacı var. Onunla size bir toplantı ayarlamamızı ister misiniz diye soruyor olacağız. Eğer isterseniz sizi match edip ticari bir işbirliği yapmanızı sağlayacağız. Aslında bizim yaptığımız şey önce Türk iş insanları sonra globaldeki iş insanlarını bir araya getirip tanıştırabilmek. Bir anlamda da ihracatı destekleyebilmek bizim en önemli amaçlarımızdan biri. 

Eşleşme sonrası ilk soruda eşleşmeyi puanlayan katılımcılardan diğer iki soruda karşı tarafı puanlamasını istiyoruz. Buradaki amacımız katılımcıların zamanı nasıl kullandığını ve yaklaşımının ne kadar profesyonel olduğunu anlamak. Verilen 6 dakikanın hepsinde bir katılımcı konuşur ve diğerine zaman ayırmazsa bu bir haksızlık olur. Bu puanlama sisteminde kişiler ne kadar yüksek puan alırlarsa, reytingleri ne kadar yüksek olursa etkinlik sonunda ödül kazanabiliyorlar. Bu ödül oyunlaştırması içerisinde kişi öne geçmiş oluyor. Bu bizim elimizi de güçlendiriyor aslında, çünkü bir sonraki etkinliklerde reytingi 4 ve üzeri olan kişileri davet ediyor olacağız dediğimizde en doğru ve en kaliteli iş birliklerine imza atan insanları bir araya getirmeye başlıyoruz diyebiliriz.

Bizim Oniki’de yaptığımız işin en önemli çıktıları sponsorların sektörle alakalı en doğru ve güncel bilgileri katılımcılara hap şeklinde ve keyifli bir şekilde aktarmalarını sağlamak. Her katılımcıyı da kendilerine maksimum verimi sağlayacak  12 kişi ile tanıştırmak. Güzel yanı, bunu hem fizikselde hem de online ortamda yapabildiğimiz hibrit bir etkinlik olarak tasarladık. İlkinde fizikselde 450; online ortamda 400 kişi vardı. Umarız bu sayı daha çok büyüyecek. Bize yeni geri bildirimler de geliyor, kim bilir nasıl ticari işbirlikleri çıktı… Bunu da önümüzdeki günlerde infografik raporlar halinde paylaşmayı çok istiyoruz.

Edibe Yuca Gider: Siz anlatınca benim aklıma değişik fikirler de geliyor. Çok başarılı fuarlar ve organizasyonlar yapılıyor ve ben çok yakından takip ediyorum hem katılımcı hem ziyaretçi olarak. Bunu fuarlarda nasıl konumlandırmayı düşünürsünüz benim aklıma o geldi.

Ziya Kızıltan: Evet, aslında fuarların da bu konsepte, bu verimliliğe ve bu bakış açısına ihtiyacı var hem firmaların hem katılımcıların. Önümüzdeki günlerde birkaç işbirlikteliği ile bunun için çalıştığımız bir model olacak. Fuarların güzel yanı her markaanın kendi ürününü sergilemek istemesi, yani bir sergi alanı olması şart. Fuarın içerisinde bu deneyim yaşanırken yine bu eşleşmeler olabilir. Yani fuarda Oniki’nin bir “networking area” dediğimiz alanı oluşturması ile daha verimli bir tasarım olabilir. Kişiler bu alana geldiklerinde 10-20 kısa soruyu cevaplar ve her soru cevaplandığında yapılan eşleşmelere katılır. Günün sonunda hem fuarı ziyaret etmiş hem de o eşleşmelerde kendisine ve işine maksimum verim sağlayacak en doğru insanlarla tanışma şansına sahip olur. Böyle bir model üzerinde çalışıyoruz. Fuarları daha verimli bir hale getirmek için oradaki iş birliklerine de açığız. 

Edibe Yuca Gider: Kesinlikle fuarlarda da olmalısınız. Orada da böyle teknolojik alt yapılar olmadığı için bunları ölçemiyoruz. Peki Ziya Bey, daha sonraki etkinlikleriniz Kasım ve Aralıkta da olacak diye biliyorum. Keşke her ayın 12’sinde yapılsa, ne güzel olur. İnanılmaz şahane işbirlikleri çıkar. Önümüzdeki etkinlikler nelerdir? Nerelerde yapmayı düşünüyorsunuz? Hangi çerçevelerde gerçekleşecek?

Ziya Kızıltan: Çok teşekkürler, her ayın 12’sinde olması fikri çok güzel bir geri bildirim oldu. E-ticaret ve e-ihracat konferanslarımız devam edecek, katılımcıların yüzde yetmişi tekrar İstanbul’da yapılmasını istedi. Muhtemelen eylülün ortasında İstanbul’da ikincisini yapacağız, sonra Ankara, İzmir, Bursa, Antalya gibi Anadolu’nun şehirlerine açmak istiyoruz e-ticaret ve e-ihracat serisini. Çünkü KOBİ’lerimizin buna ihtiyacı var e-ticaretin ve özellikle e-ihracatın büyüdüğü şu günlerde. Sonrasında fintech alanında bir talep aldık, fintech dikeyinde bu konsepti başlatıyor olacağız.

Daha sonra blockchain ve metaverse tarafında bir iş birlikteliğimiz olacak önümüzdeki günlerde oradaki önemli platformlardan biriyle. O tarafta da ilerliyor olacağız.Turkish Tech adında yeni bir yapılanma var Türkiye’de, ben de o oluşumun bir parçasıyım. Orada da Türkiye’deki girişimleri globaldeki yatırımcılarla buluşturabilecek bir konsept üzerine çalışıyoruz. O girişimci/ yatırımcı buluşmalarını da içinde barındıracak bir Oniki etkinliğini kasım ayının sonunda hayata geçiriyor olacağız. Bizim hayalimiz burayı bir etkinlik platformu olarak organize etmek ve gücümüz yettiğince kendimiz bunları organize edebilmek. Ama farklı endüstrilerde ve farklı sektördeki doğru kişi ve kurumlarla da işbirliktelikleri yaparak o endüstrilere de bu çözümü sunabilmek istiyoruz, amacımız bu.

Edibe Yuca Gider: Çok teşekkürler, inanılmaz vizyonu olan bir platform, ben çok beğendim. Mutlaka her sektörün içerisinde olmalı ve bu networking eşleşmelerinin devam etmesi müthiş bir değer yaratacaktır özellikle ihracat alanında. Programa veda etmek için sizden kapanış cümlesi alabilir miyim?

Ziya Kızıltan: Umarım endüstri radyo ile ve onun oluşturduğu bu komünite ile de çok güzel işbirliklerimiz olur. Çünkü iş dünyasının her alanında doğru insanları bir araya getirdiğimizde çok büyük ticari değerler ve fırsatlar ortaya çıkıyor. Şu anda da ekonomik olarak buna en çok ihtiyacımızın olduğu dönemlerdeyiz. Çok teşekkür ederim beni davet ettiğiniz için.