RÜYADA REKLAM ALMAK – EMRAH PAMUK

RÜYADA REKLAM ALMAK – EMRAH PAMUK

 

İrem Nur Akgün: Emrah Bey Hoşgeldiniz.

 

Emrah Pamuk: Hoşbulduk, sağolun.

 

İrem Nur Akgün: Benim merak ettiğim bir soru var influencer marketing ile ilgili. Türkiye’de influencer marketing’in bir sonraki aşaması ne olacak sizce? Ya da hangi firmaların öne çıkacağını düşünüyorsunuz?

 

Emrah Pamuk: Bundan iki yıl önce influencer marketing ile ilgili şunu söylüyorduk. Markalar kendi influencer’lerini yaratmalı. Bunu yapan ve başarılı olan markalar da oldu. Hayatımıza son bir buçuk yıldır metaverse diye bir başlık da gelmiş durumda. Hayat artık sanalda yaşanmaya ve aslında insanları biraz daha yalnızlaşmaya iten bir teknoloji. Influencer marketing konseptini artık metaverse içerisinde görmeye başlayacağız. Olayın rengi dijitale ve sanala gidiyor. Bir ara bir yerlerde okumuştum ve hatta filmi de vardı rüyada reklam almakla ilgili. Gerçi bu Avrupa’da yasaklandı ve önlemler alındı ama influencer marketing’in gittiği yer metaverse dünyası içinde insanlara influence ediliyor, insanların büyük kısmı buraya kayıyor. Buraya kayanlar sanalda olduğu için metaverse dünyasında bunları görmeye ve influence etmeye çalışılacak. Türkiye’de bir marka bunu yaptı ve başarılı da gidiyor. İşin rengi performansa ve veriye kaymaya başladı. Bizim de üzerinde durduğumuz nokta bu. Eskiden influencerlerin yaptığı “arkadaşlar üzerimdeki lacivert tişört çok güzel, yukarı kaydırın” reklamcılığı artık bitti. Buna artık kimse inanmıyor, kimse de artık bundan etkinlenmiyor. Ama Tiktok’un başını çektiği bir şey var, Tiktok live shopping diye bir akım geliyor. Ama bu işin tabi ki en mantıklısı veri ve istatistikle olması. Bazı markaların himayesinde kalmamalı bu iş. Bu işin tüm pazara yayılması, belli markaların ve influencerlerin himayesinde kalmaması lazım. Ben eğer dijitalde gerçek anlamda içerik üretiyorsam ve etki yaratabiliyorsam devamlı ve istikrarlı bir hale getirmeliyim bunu. 

 

İrem Nur Akgün: Influencer marketing’in parlayan bir dünya olduğunu anladık sizin söylediklerinizle. Zaten görünüşte de öyle ilerliyor. Bunun yanında pazarlamanın içerisinde oluşan başka bir dünya var mı? İnsanların kesinlikle buna adapte olması lazım, gelecekte çok iyi bir yere gelecek dediğiniz bir pazarlama aracı var mı? 

 

Emrah Pamuk: Dijital pazarlama dediğinizde bir uzman title’ı vardı. Biz bilirdik ki bu unvanda olan arkadaşımız dijital pazarlamada belli şeyleri yapıyordu. Fakat şimdi o kadar kılcal damarlar oluştu ki, artık pazarlama dendiğinde content marketing, sosyal medya, performans gibi şeylerden bahsetmiyorsun. E-maili ayrı, datası ayrı, CRM’si ayrı… yani birçok şey var. Ben sadece son zamanlarda pazarlama ajansları ve markalarda oluşan data üzerine olan mesleki kolların ve dikeydeki pazarlama uzuvlarının daha da büyüyeceğine inanıyorum. Google, facebook, sosyal medya, web sitesi.. bunlar zaten anayasanın ana kuralları gibi. Ama kazandığın datayı tekrardan hedeflediğimiz performans ölçütü neyse ona göre işleyip kullanmak çok önemli. Bizim şirketimizde sadece bu işle ilgilenen ayrı bir rapor ekibi var sadece bu işle ilgilenen. Yani reklamla ve müşteri ile ilgilenmek yerine önüne gelen veriyi işleyip nasıl anlamlandıracağımızı konuşuyorlar. Bence yeni dönemde istatistik, matematik mühendisliği gibi bölümlerden mezun arkadaşlar da buralara kayıyor. Burası parlayacak çünkü.

 

İrem Nur Akgün: Oniki Questions’da dijital pazarlamada turizm gibi bir şeyden bahsettiniz. Ben bunu biraz açmanızı istiyorum. Nasıl bir gelişim öngörüyorsunuz? Nasıl bir değişim var o tarafta? Neler olacak, şu an neler oluyor?

 

Emrah Pamuk: Türkiye’nin ihracatı rakamlarla hepimiz okuyoruz. Bir dönem gayrimenkul bizim özellikle yurt dışından döviz getirme anlamında en büyük kollarımızdan bir tanesiydi. Son zamanlarda bu biraz değişiklik gösterdi ve turizm bunun yerini aldı. Son 4-5 yıldır ciddi anlamda turizm gelişti. Zaten iyiydi Türkiye turizm alanında, zaten İstanbul ki dünyanın  en güzel şehirlerinden bir tanesi. Turizm dendiğinde insanların aklına sadece deniz kum güneş üçlemesi geliyor, fakat bu böyle olmamalı. Türkiye 7 bölgeden oluşan ve her bir bölgesi kendine has özellikler barındıran bir ülke, çok güzel bir kültürel mozaik. Gastronomi, kültür… Birçok şey var. Böyle bir zengin ekosistemde senin kaynaklarının değerini göstereceğin noktalar iyi pazarlanmalı. Aslında iyi de pazarlanıyor fakat ağırlığın sahil bölgelerinde olduğunu görebiliyoruz. 

 

İrem Nur Akgün: Gastronomi tarafı çok gelişti zaten son zamanlarda, bana mı öyle geliyor?

 

Emrah Pamuk: Yok, doğru aynen öyle. Özellikle sadece Gaziantep, Kayseri gibi değil de, Afyon gibi farklı şehirlerimizde de görmek istiyoruz. Dediğim gibi Karadeniz ayrı bir güzellik, Ege ayrı bir güzellik, Doğu Anadolu ayrı bir güzellik, İç Anadolu ayrı bir güzellik… Aslında her bölgemizin kendine has bir güzelliği ve mirası var bizlere ecdadımızdan kalan. Ben burada şunu söylemeye çalışıyorum, dijital pazarlama yaptığımızda akıllı şekilde organize olursak gidecek çok yerimiz var. Bugün Malta’dan, Cezayir’den, Tunus’tan yani çok fazla turist çeken bölgelerden biz çok daha iyiyiz, çok daha büyüğüz. O yüzden deniz, kum, güneş diye sınırlandırmaktansa biraz daha gastronomi, doğa, kültürel ve her şeyi kapsayan, kış tatillerinin de olduğu her şeyi kapsamak lazım. Dijital pazarlama ve turizmi birleştirdiğimiz zaman iş daha büyük boyutlara gidebilir. 

 

İrem Nur Akgün: Sanki her şey yapılmış ve bunun üzerine yeni bir şey yapılamazmış gibi bir hissiyat var toplumda. Neden bilmiyorum, her alanda böyle ama pazarlama alanında özellikle dijital pazarlama alanında böyle. En çok duyduğum şeylerden biri “ben ne satacağım, zaten herkes herşeyi satıyor, yeni bir şeyi satamam/ pazarlayamam” cümlesi.

 

Emrah Pamuk: Türk gibi başla, İngiliz gibi bitir diyerek başlayayım cevaplamaya. Biz bazı şeylere çok heyecanlı başlıyoruz ve daha sonra o istikrarı kaybediyoruz. Ya da sürekliliği kaybediyoruz. Biz memleketçe her şeyi biliyoruz aslında, örneğin bugün bir adres sorsan kimse bilmiyorum demez, aslında bu biraz iyi niyetimizden ve kimseye hayır diyemememizden kaynaklanıyor. Avrupa’da adam sorduğunda bilmiyorsa bilmiyorum diyip geçer. Bilmediğimiz konuları ilgili kişilerden, uzmanlardan öğrenmek ya da en kötü kendimiz araştırmalıyız. Problemler de burada başlıyor. Kendi bildiğimiz dünyaya döndüğümüzde sığ bir sarmala takılıp kalıyoruz. Ya çok para kaybediyoruz ya da çok zaman kaybediyoruz. Paradan daha önemlisi zamanımızı ve heyecanımızı kaybediyoruz. Halbuki öyle değil. O yüzden doğru danışman, doğru ekip arkadaşı, doğru iş ortağı yani kısaca o konuda ilgili kişileri mutlaka dinlemeliyiz. Bizim şirkette “herkes her şeyi bilmeli ama yapmamalı” diye bir şey var. Herkesin kendi uzmanlık alanı var. Evet, bilgi sahibi olmalıyız ama işi ehline bırakmalıyız. Ben markalarıma şöyle söylüyorum: “Sayende bu sektörü daha iyi öğrendim ve dijital pazarlama ile daha iyi harmanladım.” Bizler de çünkü karşımızdaki müşteriden ya da iş ortağından bir şeyler öğreniyoruz. Sadece bizim bilgi aktardığımız bir dünya değil bu. Tam tersi, onun anlattığı dünyada bizim onu yorumlamamız lazım. Bir örnek vereyim, dün başıma geldi daha. Elektronik eşya satan bir e-ticaret şirketi var müşterimiz. Bir önceki sektöründe o kadar dikeyde çalışmış ki satmaya çalıştığı ürünün pahalılığını ve hedef kitlesini bir yana bırakmış, sanki çok hızlı tüketilen ucuz bir ürünmüş gibi o mantıkta reklamı kurgulamış ve satış yapamadığını söyledi. Satamaz zaten burada eşyanın tabiatına aykırı bir durum var. Ezbercilikten de hazır cevaplılıktan da vazgeçmemiz lazım. Gerçek anlamda benchmark ne, hedef ne, KPI ne gibi sorularla “ben bu işi yaparsam nereye gider” diye düşünerek en baştan markaya, müşteriye, patrona, ajansa anlatmalıyız. Çünkü dijital pazarlamaya girince bir anda parayı vurma hedefi diye bir şey olamaz. Bu yavaş yavaş olacak bir şey. Bazen sektör çok bakirdir, şansınız vardır ve tabiki hızlı olabilir. Doğru bir strateji ve doğru bir planlamayla başarı zaten kaçınılamaz. Sadece rüzgarı doğru bir şekilde arkamıza almamız ve doğru gemiyle suya inmemiz gerekiyor, aslında mantık bu.

 

İrem Nur Akgün: Çok teşekkür ederiz, ben bu cevaptan çok memnun kaldım açıkçası, tam benim sorduğum şeyi cevaplamış oldunuz. Katıldığınız ve katkılarınız için teşekkür ederiz. Eklemek istediğiniz bir şey yoksa bitirebiliriz.

 

Emrah Pamuk: Yok, teşekkür ederim. Bence her şeye değindik, güzel sorulardı. İyi yerlere değindik, merak edenler de umarım faydalanır.